ünal's profileÜnal Çulcu: "Gülüşümde B...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
Ünal Çulcu: "Gülüşümde Bile Hüzün Var Benim..."Sapan Taşlarının Yanında Füze, Başka Alemlerle Farkımız Bizim © 2009 Niğde |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Bir gece ansızın gelebiliriz!'Bir gece ansızın gelebiliriz'NAMIK DURUKAN Milliyet Ankara Alperen Ocakları Kayseri İl Başkanlığı tarafından DTP milletvekillerine, bazı ülkelerin sınırdaki kentlerini de içine alan Türk Bayrağı ve Atatürk'ün asker üniformalı resminin de bulunduğu Türkiye haritası gönderildi. Haritada, "Bir gece ansızın gelebiliriz" tehdit yazısına da yer verildi. ALPEREN OCAKLARI KAYSERİ İL BAŞKANI: TEHDİT YOK UYARI VAR Alperen Ocakları Kayseri İl Başkanı Yaşar Bekir Bekir Soğuman, DPT milletvekilleri ve Diyarbakır Büyükşehir Belediye başkanı Osman Baydemir'e Türkiye haritası göndermesinin amacının tehdit değil, tepki olduğunu söyledi. Soğuman " Gönderdiğimiz Harita, Ulu önder Atatürk'ün 1920 yılında çizdiği Misak'ı Milli sınırlarını içermektedir"dediYaşar Bekir Soğuman, bundan bir hafta önce Alperen Ocakları Kayseri İl Başkanlığı olarak Türk bayrakları altında eylem yaptıklarını, ardından da DPT milletvekillerine,Türkiye'nin bölünmezliğine ilişkin ikide bir Türkiye haritası içinde yer alan bölgeleri Kürdistan olarark nitelendirmelerine tepki duydukları bunu yaptıklarını söyledi. Soğuman " A 5 ebadında Atatürk'ün Misaki milli sınırlarını gösteren 1920 yılındaki haritasını DTP milletvekillerine ve Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir'e gönderdik. Bu bir demokratik tepkidir. Tehdit değildir. Atatürk'ün çizdiği sınırları kendilerine hatırlattık. PTT'den gönderdiğimiz bu mektuplarda Misak-ı Milli sınırları gösterilmiştir." şeklinde konuştu -- DaLgacı ÜnaL ÇuLcu Fwd: [namaz en büyük zamandır] ***ADAB_I MUAŞERET***---------- Yönlendirilmiş ileti ---------- Kimden: Laedri dost <dosta333@gmail.com> Tarih: 09 Haziran 2009 Salı 01:13 Konu: [namaz en büyük zamandır] ***ADAB_I MUAŞERET*** Kime: İslâm’da Adab-ı Muaşeret
Herkese karşı tatlı dilli, güler yüzlü, açık kalpli olmak. Herkesle güzel şekilde görüşmek, insanlara eziyet vermekten kaçınmak. İnsanların eziyetlerine katlanmak, kötülüğe karşı iyilik yapmak. Dargınlığa hemen son vermek. Dargınların arasını düzeltmeye çalışmak. İnsanların kusurlarını araştırmamak ve yaymamak, aksine örtmeye çalışmak. Dostları arkalarından savunmak. İnsanların kalplerini kötü zandan korumak için sakıncalı yerlerden uzak durmak. Değişik halk kesimleri ile makamlarına göre sohbet edip ilişki kurmak. Yaşlılara hürmet, çocuklara, düşkünlere merhamet ve şefkat göstermek. Hayırsever olmak, yardım etmek, arka çıkmak. Selâm vermek. El sıkışmak (musafaha). Teşmitte bulunmak; aksıran için hayır ve bereket istemek. Toplantılarda temiz bulunmak ve edebe uygun davranmak. Dostları ziyaret etmek. Davetlere icabet etmek. Saygı için ayağa kalkmak. Değerli zatların ellerini öpmek. Komşuluk haklarını gözetmek. Hastaları ziyaret etmek. Cenazeleri teşyi etmek (uğurlamak). Müslümanların mezarlarını ziyaret etmek.
Adab-ı Muaşereti Öğreten Sure Müminlerinşanına ve adına layık olan edep ve terbiye esaslarını ihtiva etmesimünasebetiyle Hucurat suresi, bazı müfessirler tarafından “ahlâk veadab suresi” olarak nitelendirilir. Hucurat suresi, toplumhayatında müslüman ferdin davranışlarını düzenlemeye dair ahlâkîhükümleri içerir. Sure, Allah Tealâ’nın dinine, Rasulü’ne (sav), O’nunyanında konuşma adabına, dedikodulara kulak asmamaya, duyulan haberitahkik etmeye, küskünlerin arasını bulmaya, alay ve hakaret etmemeye,suizandan sakınmaya, gıybetten kaçınmaya, tecessüs etmemeye, yani gizlihalleri araştırmamaya dair ayetlerden oluşur. Hucurat suresi,insanın Allah’a ve Rasulüne (sav) itaat ve teslimiyetinden aile yaşamındauyulması gereken kurallara, yalan söylemenin çirkinliğinden birey vetoplumsal yaşama sirayet eden temizlik ve titizliğe, israf konusundanmüslümanlar arasındaki selamlaşma, doğru iletişim ve yeme içme adabınakadar hayatın her alanında en ince ayrıntısına kadar uyulması gerekengörgü kuralları getirmiştir. -- -- Bana ulaşmak için: dosta333@gmail.com http://hbayhan.blogspot.com/ http://guzelyazilar-laedri.blogspot.com/ Eğer bir gün dünyaya ait çok büyük bir derdin olursa Rabbine dönüp: “Benim çok büyük bir derdim var” deme! Derdine dönüp: “Benim çok büyük bir Rabbim var” de! --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~ Allahümme inneke afüvvün tuhibbul affe fağfuanna. (.......YA RAB sen affedicisin, affetmeyi seversin, ne olur bizleri de affet.......) ''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''' Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız: Google Grupları "namaz
-- DaLgacı ÜnaL ÇuLcu Fwd: [namaz en büyük zamandır] 3000 Yılının Hayalleri... :)---------- Yönlendirilmiş ileti ---------- Kimden: Ahmet ADANUR <ahmetadanur@gmail.com> Tarih: 09 Haziran 2009 Salı 09:41 Konu: [namaz en büyük zamandır] 3000 Yılının Hayalleri... :) Kime: -AhmetADANUR- <-AhmetADANUR-@googlegroups.com>, Adanur Zaman Okulu Grubu <AdZO@googlegroups.com>, Düşün Grubu <hekimcoskun@googlegroups.com>, Düşünce Platformu Grubu <dusunceplatformu@googlegroups.com>, Grup Life <gruplife@googlegroups.com>, Gülistanbul Grubu <vuslatgulistanbul@googlegroups.com>, "irfanmektebi@hotmail.com Grubu" <irfanmektebi@googlegroups.com>, Namaz En Büyük Zamandır Grubu <namaz-en-buyuk-zamandir@googlegroups.com>, "Sen de Yaz Grubu..." <sende-yaz@googlegroups.com>, Özdil Sevgi Grubu <Ozdil-Sevgi-Grubu@googlegroups.com> 3000 Yılının Hayalleri... :)
3000 yılında özel makinalar siz hastalandığınızda akan burnunuzu temizleyecekler. ![]() 3000 yılında eğer bilgisayara küfür yazarsanız bilgisayarınız sizi cezalandıracak. ![]() 3000 yılında siz çantanızı değil çantanız sizi taşıyacak ![]() 3000 yılında spor yapmanız kolaylaşacak ![]() 3000 yılında saçınızı sakalınızı kolayca kesebileceksiniz ![]() makyaj yapması çok daha kolay olacak. ![]() 3000 yılında 4 bacaklı pantolonlar sayesinde istediğiniz yerde oturabileceksiniz. ![]() 3000 yılında okullar benzinden tasarruf etmek için otobüs şöförlerini sirk çalışanlarıyla değiştirecekler. ![]() 3000 yılında sporcular o kadar çok para kazanacak ki kendileri için oynamaları için birilerini çalıştıracaklar. ![]() 3000 yılında klozette küçük oynamalar sayesinde evin içinde sörf yapabileceksiniz. ![]() Sinir küpü olduysanız... Yada kötü bir gün geçiriyorsaniz... Ve de ilk gördügünüz kişiye girişmek istiyorsanız... Hande mi yener Funda mı arar Seray mı sever. Bu üçüne önce Nejat işler sonra da Ahmet çakar. Bu geyik Celal'i bayar bu geyiğe dayanamayan Ferhat göçer yıllar sonra bunlar tarih olur o tarihi de Gönül yazar Mehmet okur. Bu mesajı 10 kişiye gönderirsen dileklerin kabul olur. Buna da anca Kadir inanır. :)))) -- Ahmet ADANUR'un kişisel tanıtım bilgilerine http://ahmetadanur.ile.biz/ adresinden ulaşabilirsiniz. Yalnızca sosyal içerikli, ortalama günde bir mesaj almak ya da göndermek istiyorsanız, http://groups.google.com.tr/group/-AhmetADANUR- adresinden ulaşabileceğiniz AhmetADANUR Grubuna üye olunuz. Mesaj hakkındaki dilek ve şikayetlerinizi lütfen ahmetadanur@gmail.com adresine bildiriniz. Garip Yolcu Grubu için http://groups.google.com.tr/group/-GaripYolcu-?hl=tr ; AdZO Grubu için http://groups.google.com.tr/group/AdZO ; Ad-IQ Grubu için http://groups.google.com.tr/group/Ad-IQ?hl=tr ; Özdil Sevgi Grubu için http://groups.google.com.tr/group/Ozdil-Sevgi-Grubu ; Özdil’li Üniversiteliler Grubu için http://groups.google.com.tr/group/ozdilli-universiteliler tıklayınız. MSN görüşmeleri için lütfen ahmetadanur@gmail.com ekleyiniz... --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~ Allahümme inneke afüvvün tuhibbul affe fağfuanna. (.......YA RAB sen affedicisin, affetmeyi seversin, ne olur bizleri de affet.......) ''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''' Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız: Google Grupları "namaz
-- DaLgacı ÜnaL ÇuLcu Fwd: [namaz en büyük zamandır] TÜRKÇE'DE OLİMPİYAT VE DÜNYA ŞAMPİYONUMUZ: FETHULLAH GÜLEN---------- Yönlendirilmiş ileti ---------- Kimden: fuat ozcelebi <fozcelebii@gmail.com> Tarih: 09 Haziran 2009 Salı 12:11 Konu: [namaz en büyük zamandır] TÜRKÇE'DE OLİMPİYAT VE DÜNYA ŞAMPİYONUMUZ: FETHULLAH GÜLEN Kime: TÜRKÇE'DE OLİMPİYAT VE DÜNYA ŞAMPİYONUMUZ: FETHULLAH GÜLEN ![]() Oradaki gururumuz Fetullah Gülen hocaefendi. Güreşte, olimpiyat ve dünya şampiyonlarımız var. Atletizmde ve futbolda da çeşitli derecelere sahibiz. Ama Türkçe konusunda, bin yıldan beri ilk defa olimpiyat ve dünya şampiyonluğu kürsüsüne çıkıyoruz. Oradaki gururumuz Fetullah Gülen hocaefendi. Türkiye’de bir takım kişilerin ve çevrelerin, ona nasıl büyük bir kinle düşman olduklarını çok iyi biliyorum. Bu düşmanlığın bir sebebi, onun isminin sonundaki (Hocaefendi) sıfatıdır. Hocaefendi denilince adamların aklına İslâmiyet geliyor. İslâm düşmanları, onun ismine bile tahammül edemiyorlar. Çünkü o, “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın) safsatasıyla uyuyan Müslümanlardan değildir. Okuyan, araştıran, bilen, eser veren ve etrafına kendisi gibi aydınlıklar toplayan kimselerdendir. Hani ondan: Komünist Fetullah Gülen, düzenbaz - madrabaz Fetullah Gülen... diye bahsedilse, o kişilerin kılları bile kıpırdamayacaktır. Öfkelenen kişiler, Hocaefendinin Türkçe bayrağımızı dünyanın 115 ülkesinde dalgalandırmasına da tahammül edemiyorlar. Türkiye’de Türkçemizi basit bir aşiret dili hâline getirmek için “abidik - gubidik” kelimelerle konuşanlar, yazanlar, Hocaefendinin zengin Türkçesi karşısında da ifrit kesiliyorlar. Mesela; Afrika’nın Kongo Cumhuriyeti’nden gelen 4-5 yaşlarındaki çocukların İstiklâl Marşımızın 10 kıt’asını ezbere okumalarını duyunca, görünce, öğrenince, lâiklik ve irtica edebiyatına başlıyorlar. Dünkü yazımda da belirttiğim gibi, 624 yıllık Osmanlı devrimizde de, 77 yıllık Cumhuriyet dönemimizde de, Türkçemizi, Türkiye dışında, 115 ülkede yaymak - yaşatmak gayreti gösterilmedi. Ama şimdi, bir tek yürekli adam, yani Fetullah Gülen Hocaefendi böyle mübarek ve mukaddes bir hizmetin bayraktarı durumunda.
Onu, ömrüm boyunca daima minnetle anacağım. Çünkü Diyarbakır’ın büyük vatansever evlâdı Süleyman Nazif merhum diyor ki: Türkçe, milletimizin iskeletidir.” Çok doğru! Nasıl iskeletsiz bir insan, bir et yığını haline dönerse, dilsiz bir millet de varlığını, istiklâlini, dinini, diyanetini koruyamaz! Yok olur gider.
Şimdi şu satırları, düşünenler, anlayanlar, bilenler için yazıyorum: Bizim Amerikalılarla ilk tanışmamız 1797 yılında İzmir limanında oldu. Üç yıl sonra ABD ile Devlet-i Aliye arasında bir antlaşma imzalandı: Amerikalılara bir takım imtiyazlar verildi. O çerçeve içinde ABD, Osmanlı’daki Ermenilerin himayesini kendi üzerine aldı. Ermeni vatandaşlarımızı okutmak için Harput’ta, Sivas’ta, Kayseri’de, Van’da, Maraş’ta, Adana’da kolejler açtı.
Sonra, İstanbul’a iki Amerikalı geldi: Cyrus Hamlin ve Christoper Robert. Bunlar Rumeli Hisarı’nda Robert Kolejini kurdular ve 1863 yılında sadece dört öğrenciyle eğitime başladılar. Robert Koleji, 43 yıl içinde 8.582 kişiyi mezun etti.
Bunların 2.729’u Ermeni, 1971’i Bulgar, 2.437’si Rum, 1.427’si ise Avrupa’dan gelen Hristiyan çocuklarıydı. Robert Koleji sadece: 17 Türk öğrencisi okuttu. Onlardan da sadece biri mezun oldu: Tevfik Fikret’in oğlu Halûk. Halûk Amerika’ya giderek Papazlık mesleğini seçti. Papaz olarak yaşadı - öldü. Robert Kolej’den mezun olan 2.729 öğrencinin bir kısmı da Amerika’ya yerleşti. Bugünkü Ermeni lobisi, Amerikalıların, bizim ülkemizdeki okullarda yetiştirdikleri Ermeni gençlerinin eserlerindendir. Bilmem anlatabildim mi efendim?
08.Haziran.2009 08:27:53 --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~ Allahümme inneke afüvvün tuhibbul affe fağfuanna. (.......YA RAB sen affedicisin, affetmeyi seversin, ne olur bizleri de affet.......) ''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''' Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız: Google Grupları "namaz
-- DaLgacı ÜnaL ÇuLcu Fwd: [namaz en büyük zamandır] ***bizim çocukluğumuzda..****---------- Yönlendirilmiş ileti ---------- Kimden: Laedri dost <dosta333@gmail.com> Tarih: 10 Haziran 2009 Çarşamba 00:40 Konu: [namaz en büyük zamandır] ***bizim çocukluğumuzda..**** Kime:
En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı.
Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani. Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık. Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya, zıplaya yürüyerek gelirdik. Servis falan yoktu. Ayakkabılarımız eskirdi. Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık. Annelerimiz bu durumu bildiklerinden kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi. Mahallemizdeki teyzeler annemiz gibiydi. Susayınca girer evlerine su içerdik. Ya da pencereden bir sürahi bir bardak uzatır, hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik. Kısacacı evine girip gelen ( ki sadece çişi gelen giderdi evine ) elinde mutlaka yiyecekle dönerdi. Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi. Bu bazen bir kurabiye bazen bir meyve olurdu. Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır çantamızın üstüne koyar oyun bitince geri alırdık.
Çok garip ama kimse almazdı. Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi.
Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştılırdık. Polisler gelmezdi kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı. Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz, onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi, en fazla saçlarımızdan çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık. Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık. Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık. Azar işitip, acillere taşınmazdık. Düşerdik ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam ederdik. Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik. Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim.
Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki. Komşumu tanımıyorum ama evinin camında, temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum. Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem. Evimizi kendimiz temizlerdik, kapı silmece ; bilmem kaç kuruş hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri. Evlerimiz var içinde yaşayan yok. Parklarımız var içinde oynayan çocuk yok. Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks binalar, ışıl ışıl vitrinler, girip çıkan yapay insanlar... Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz.. Tahta iskemlelerimiz de oturan yaşlılarımız, onlara dede, nene diye
hatırını soran çocuklarımız yok oldu. Ben kapılarında ' vale ' lerin, ' bady ' lerin beklediği yerlerden hep korkmuş çekinmişimdir. Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp, taksidini bitiremediği arabanın anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana. Benim değildir bu kültür. Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder.
Nedir bunlar? Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk.
Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk. İyi de neden böyle olduk ? Biz mi istemiştik?
.
.Her toplum haketiği gibi yönetilir derler ya,hakettiği gibide yaşar diyelim mi ?
(Yazari bilinmiyor) -- -- . __,_._,___ -- Bana ulaşmak için: dosta333@gmail.com http://hbayhan.blogspot.com/ http://guzelyazilar-laedri.blogspot.com/ Eğer bir gün dünyaya ait çok büyük bir derdin olursa Rabbine dönüp: “Benim çok büyük bir derdim var” deme! Derdine dönüp: “Benim çok büyük bir Rabbim var” de! --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~ Allahümme inneke afüvvün tuhibbul affe fağfuanna. (.......YA RAB sen affedicisin, affetmeyi seversin, ne olur bizleri de affet.......) ''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''' Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız: Google Grupları "namaz
-- DaLgacı ÜnaL ÇuLcu Fwd: [Group Royalite] aŞk ..---------- Yönlendirilmiş ileti ---------- Kimden: ¢єуđα gѕ <champpagne@gmail.com> Tarih: 01 Haziran 2009 Pazartesi 12:34 Konu: [Group Royalite] aŞk .. Kime: arizagrup <ARIZAGRUP@googlegroups.com> ![]() ![]() ![]() ![]() _______________________________
bu da bonus olsun :)
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~ Bu Mesajı Şu Gruba Üye Olduğunuz İçin Aldınız. {Group Royalite} ® ====================================== GruBa e-poSta GöNdeRmEk İçiN grouproyalite@googlegroups.com GruPtaN aYrıLmaK İçiN grouproyalite-unsubscribe@googlegroups.com GrUpLa iLgiLi öNeRi SoRu vEyA sOrUnLaRıNıZ iCiN group.royalite@gmail.com GrUp aRşiVini oKuMaK içiN http://groups.google.com.tr/group/grouproyalite ====================================== © 2009 Group Royalite -~----------~----~----~----~------~----~------~--~--- Fwd: [Group Royalite] Yükseklik korkusu olanlar bakmasın.!---------- Yönlendirilmiş ileti ---------- Kimden: ¢єуđα gѕ <champpagne@gmail.com> Tarih: 04 Haziran 2009 Perşembe 12:51 Konu: [Group Royalite] Yükseklik korkusu olanlar bakmasın.! Kime: arizagrup <ARIZAGRUP@googlegroups.com> ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~ Bu Mesajı Şu Gruba Üye Olduğunuz İçin Aldınız. {Group Royalite} ® ====================================== GruBa e-poSta GöNdeRmEk İçiN grouproyalite@googlegroups.com GruPtaN aYrıLmaK İçiN grouproyalite-unsubscribe@googlegroups.com GrUpLa iLgiLi öNeRi SoRu vEyA sOrUnLaRıNıZ iCiN group.royalite@gmail.com GrUp aRşiVini oKuMaK içiN http://groups.google.com.tr/group/grouproyalite ====================================== © 2009 Group Royalite -~----------~----~----~----~------~----~------~--~--- "Güç ve İktidar Kavgası" "Güç ve İktidar Kavgası"
Ak Parti’li politikacıları bile rahatsız edecek ölçüde pervasız bir
tavırla kadrolaşmakta olan bu cemaatin hedefi, Türkiye’nin iktidarını
elde etmektir.Bu sözler Boyut Haber yazarlarından AHMET N. GÜVENER'e
ait.Yazar Ahmet Güvener, Gülen grubunun amacını şu cümlelerle
özetled....İşte O yazı:
Gülen cemaatinin tek amacı siyasi güç ve iktidardır.
Ne zaman Fethullah Gülen cemaatinin tarzını ve siyasî manevralarını
eleştiren bir yazı kaleme alsak, derhal düğmeye basılmış gibi standart
eleştiri ve yorumlarla karşılaşıyoruz. Ne denilmekte bu eleştiri ve
yorumlarda: Nasıl olur da siz Fethullah Gülen gibi bir din alimini
eleştirirsiniz? Soru kökten yanlış. İslam tarihinde görüşleri
eleştirilmeyen kaç İslam alimi var acaba? Peki Fethullah Gülen
hazretleri onlardan daha mı büyük? Kaldı ki biz Fethullah Gülen’i,
vaazlarında naklettiği bilgilerden ötürü mü eleştiriyoruz?
Gelin durumu özetleyelim: Fethullah Gülen’in başını çektiği bir
cemaat, İslâmî hassasiyetlerle yıllar yılı hareket ettikten sonra
belli bir güce erişmiştir. Bu süreçte, kimi siyâsî kombinasyonlar
içinde bulunmuş, İslâmî hassasiyete sahip bir topluluktan ziyâde, güç
peşinde bir lobi gibi hareket etmiştir. Çeşitli güç grupları arasında
denge siyaseti güden cemaat bir gün, güç konusunda fazla öne çıkmış,
siyasetin en tepesine tırmanmak ve iktidarı büsbütün elde etmek için
atılgan bir tavır içine girmiştir. İşte cemaatin o günü, bu gündür.
Fethullah Gülen ve cemaati açıkça güç mücadelesi içindedir. Bunu
yaparken de, bir İslâm sûfisi gibi veyâ bir ahlakçı gibi davranmaktan
ziyâde, basbayağı partizan ve militan bir tutum içindedir. Tuhaf olan
şu ki, partizan ve militan tavrın dibini bulan cemaat mensupları,
kendilerine yönelik her eleştiride, cennetle müjdelenmişlere özgü bir
zırh arkasında olmaları gerektiği pozuna bürünüvermektedirler. Senin
aradığın iktidar ve güç iken, bu gücü elde etmek için hiçbir sınır
tanımadan saldırıyorsan, ben ne diye sana peygamberlerin hak ettiği
saygıyı göstereyim ki? Eğer istediğin güç ve iktidarsa, bu istek için
her türden manevraya girişiyorsan, ben de sana yanlış gördüğüm yerde
niye eleştiri yöneltmeyeyim ki?
Fethullah Gülen cemaati şu an açıkça Ak Parti’den yanadır ve bu
partinin iktidarını son haddine kadar istismar etmektedir. Ak Parti’li
politikacıları bile rahatsız edecek ölçüde pervasız bir tavırla
kadrolaşmakta olan bu cemaatin hedefi, Türkiye’nin iktidarını elde
etmektir. Fethullah Gülen cemaati, bu uğurda önlerine çıkan her engele
bütün gücüyle ve ahlakî sabitelere boş vererek saldırmaktadır.
Bürokraside kadrolaşan Gülen cemaati, kendilerinden olmayan herkesi
yokluğa mahkûm eden bir taassup içindedirler. İslâmî hassasiyetlere
sahip olan fakat Gülen’e biat etmemiş herkes, bu cemaatin ayrımcılığı
karşısında şaşkınlık içindedir. Türkiye’de İslâmî cemaatler ilk kez
böyle bir ayrımcı ve güç tapıncına ayarlı tavırla karşı karşıyadırlar.
Gülen cemaatinin son hamlesi, Saadet Partisi ve genel başkanı Numan
Kurtulmuş aleyhine kampanyalara girişmek oldu. Ortodoks Patriği’ne,
Hahambaşı’sına, Süryani liderine, eski Maocu yeni Gülen’ci liberallere
gösterdikleri hoşgörüyle çelişen bir öfkeyle Saadet Partisi’ne ve
Numan Kurtulmuş’a saldırmaktadırlar. Sebep basit: Güç ve iktidar
kavgası. Herhalde bu saldırıyı da, Asr-ı Saadet ahlakıyla telif
etmezler!
Sorun, Numan Kurtulmuş’un Cumhuriyet gazetesine röportaj vermesi imiş.
İyi de pek muhterem cemaatçi arkadaşlar, sizin gazetenizde yer
verdiğiniz her türden gayrı-millî ve Batı’cı adamdan yer kalsa da,
Numan Kurtulmuş’a bir yer verseniz de, memleket aydınlansa. Üstelik
anlaşılamayan şu, Ak Parti’li pek çok dostumuz bile Numan Kurtulmuş
ismine sıcak bakarken, size ne oluyor? Yoksa siz, Numan Kurtulmuş’u
kullanamayacağını bilen ABD’li dostlarınız adına mı kaygılanıyorsunuz?
Sizin aranız daha iyidir onlarla. O ABD’li dostlarınıza deyin ki,
Numan Kurtulmuş’tan ve Saadet Partisi’nden kaygılanmakta çok haklılar.
Çünkü Saadet Partisi, ABD emperyalizminin ve onun yerli
işbirlikçilerinin canına okumaya kararlıdır. Ha bu arada, şunu da
unutmamak lazım: ABD kullandığı hiçbir gruba ve kişiye daha sonra
hayat hakkı tanımamıştır. İşi bittikten sonra o grupları ve kişileri
kullanıp atmıştır.
Son olarak belirtmekte fayda var: ABD desteğiyle iş görmüşlere yönelen
hiçbir tasfiyede taraf olmayacağımı, bu kesimden bir zaman sonra
yükselmesi muhtemel “yetişin ey Müslümanlar“ çağrısına aldanmayacağımı
ve bu imdat arayışına “eden bulur” diye mukabelede bulunacağımı
şimdiden ilan ederim.
AHMET N. GÜVENER
BOYUTHABER.COM
--
DaLgacı
ÜnaL ÇuLcu
"Güç ve İktidar Kavgası" "Güç ve İktidar Kavgası"
Ak Parti’li politikacıları bile rahatsız edecek ölçüde pervasız bir
tavırla kadrolaşmakta olan bu cemaatin hedefi, Türkiye’nin iktidarını
elde etmektir.Bu sözler Boyut Haber yazarlarından AHMET N. GÜVENER'e
ait.Yazar Ahmet Güvener, Gülen grubunun amacını şu cümlelerle
özetled....İşte O yazı:
Gülen cemaatinin tek amacı siyasi güç ve iktidardır.
Ne zaman Fethullah Gülen cemaatinin tarzını ve siyasî manevralarını
eleştiren bir yazı kaleme alsak, derhal düğmeye basılmış gibi standart
eleştiri ve yorumlarla karşılaşıyoruz. Ne denilmekte bu eleştiri ve
yorumlarda: Nasıl olur da siz Fethullah Gülen gibi bir din alimini
eleştirirsiniz? Soru kökten yanlış. İslam tarihinde görüşleri
eleştirilmeyen kaç İslam alimi var acaba? Peki Fethullah Gülen
hazretleri onlardan daha mı büyük? Kaldı ki biz Fethullah Gülen’i,
vaazlarında naklettiği bilgilerden ötürü mü eleştiriyoruz?
Gelin durumu özetleyelim: Fethullah Gülen’in başını çektiği bir
cemaat, İslâmî hassasiyetlerle yıllar yılı hareket ettikten sonra
belli bir güce erişmiştir. Bu süreçte, kimi siyâsî kombinasyonlar
içinde bulunmuş, İslâmî hassasiyete sahip bir topluluktan ziyâde, güç
peşinde bir lobi gibi hareket etmiştir. Çeşitli güç grupları arasında
denge siyaseti güden cemaat bir gün, güç konusunda fazla öne çıkmış,
siyasetin en tepesine tırmanmak ve iktidarı büsbütün elde etmek için
atılgan bir tavır içine girmiştir. İşte cemaatin o günü, bu gündür.
Fethullah Gülen ve cemaati açıkça güç mücadelesi içindedir. Bunu
yaparken de, bir İslâm sûfisi gibi veyâ bir ahlakçı gibi davranmaktan
ziyâde, basbayağı partizan ve militan bir tutum içindedir. Tuhaf olan
şu ki, partizan ve militan tavrın dibini bulan cemaat mensupları,
kendilerine yönelik her eleştiride, cennetle müjdelenmişlere özgü bir
zırh arkasında olmaları gerektiği pozuna bürünüvermektedirler. Senin
aradığın iktidar ve güç iken, bu gücü elde etmek için hiçbir sınır
tanımadan saldırıyorsan, ben ne diye sana peygamberlerin hak ettiği
saygıyı göstereyim ki? Eğer istediğin güç ve iktidarsa, bu istek için
her türden manevraya girişiyorsan, ben de sana yanlış gördüğüm yerde
niye eleştiri yöneltmeyeyim ki?
Fethullah Gülen cemaati şu an açıkça Ak Parti’den yanadır ve bu
partinin iktidarını son haddine kadar istismar etmektedir. Ak Parti’li
politikacıları bile rahatsız edecek ölçüde pervasız bir tavırla
kadrolaşmakta olan bu cemaatin hedefi, Türkiye’nin iktidarını elde
etmektir. Fethullah Gülen cemaati, bu uğurda önlerine çıkan her engele
bütün gücüyle ve ahlakî sabitelere boş vererek saldırmaktadır.
Bürokraside kadrolaşan Gülen cemaati, kendilerinden olmayan herkesi
yokluğa mahkûm eden bir taassup içindedirler. İslâmî hassasiyetlere
sahip olan fakat Gülen’e biat etmemiş herkes, bu cemaatin ayrımcılığı
karşısında şaşkınlık içindedir. Türkiye’de İslâmî cemaatler ilk kez
böyle bir ayrımcı ve güç tapıncına ayarlı tavırla karşı karşıyadırlar.
Gülen cemaatinin son hamlesi, Saadet Partisi ve genel başkanı Numan
Kurtulmuş aleyhine kampanyalara girişmek oldu. Ortodoks Patriği’ne,
Hahambaşı’sına, Süryani liderine, eski Maocu yeni Gülen’ci liberallere
gösterdikleri hoşgörüyle çelişen bir öfkeyle Saadet Partisi’ne ve
Numan Kurtulmuş’a saldırmaktadırlar. Sebep basit: Güç ve iktidar
kavgası. Herhalde bu saldırıyı da, Asr-ı Saadet ahlakıyla telif
etmezler!
Sorun, Numan Kurtulmuş’un Cumhuriyet gazetesine röportaj vermesi imiş.
İyi de pek muhterem cemaatçi arkadaşlar, sizin gazetenizde yer
verdiğiniz her türden gayrı-millî ve Batı’cı adamdan yer kalsa da,
Numan Kurtulmuş’a bir yer verseniz de, memleket aydınlansa. Üstelik
anlaşılamayan şu, Ak Parti’li pek çok dostumuz bile Numan Kurtulmuş
ismine sıcak bakarken, size ne oluyor? Yoksa siz, Numan Kurtulmuş’u
kullanamayacağını bilen ABD’li dostlarınız adına mı kaygılanıyorsunuz?
Sizin aranız daha iyidir onlarla. O ABD’li dostlarınıza deyin ki,
Numan Kurtulmuş’tan ve Saadet Partisi’nden kaygılanmakta çok haklılar.
Çünkü Saadet Partisi, ABD emperyalizminin ve onun yerli
işbirlikçilerinin canına okumaya kararlıdır. Ha bu arada, şunu da
unutmamak lazım: ABD kullandığı hiçbir gruba ve kişiye daha sonra
hayat hakkı tanımamıştır. İşi bittikten sonra o grupları ve kişileri
kullanıp atmıştır.
Son olarak belirtmekte fayda var: ABD desteğiyle iş görmüşlere yönelen
hiçbir tasfiyede taraf olmayacağımı, bu kesimden bir zaman sonra
yükselmesi muhtemel “yetişin ey Müslümanlar“ çağrısına aldanmayacağımı
ve bu imdat arayışına “eden bulur” diye mukabelede bulunacağımı
şimdiden ilan ederim.
AHMET N. GÜVENER
BOYUTHABER.COM
--
DaLgacı
ÜnaL ÇuLcu
MHP'den hükümete sert tepki: İhanet yasasını geri çekMHP'den hükümete sert tepki: İhanet yasasını geri çekANKA MHP,
Meclis Genel Kurulu’nda dün görüşülmeye başlanan Türkiye ile Suriye
arasındaki kara sınırı boyunca yapılacak mayın temizleme faaliyetleri
ile ihale işlemleri hakkındaki kanun tasarısını sert tepki göstererek
hükümete “ihanet yasasını geri çekmesiö çağrısında bulundu. MHP Grup
Başkanvekili Mehmet Şandır “Son günlerde hükümetin himayesinde
yoğunlaşan etnik bölücülük taleplerinin ‘siyasal çözüme’ kavuşturulması
gayretleri ile birlikte sonu ihanete ulaşacak bir yasa ile muhatap
olduğumuz endişesindeyizö dedi. Şandır mayın temizleme işinin Türk
Silahlı Kuvvetleri’nin işi olduğunu ve TSK’ya bırakılması gerektiğini
belirterek Genel Kurul’daki tasarının geri çekilmesini istedi. Şandır,
Başbakan Erdoğan’ın Bahçeli’nin sözlerine yönelik “kurusıkıö ifadesine
ise “Başbakan Sayın Bahçeli’nin sözlerini anlamaya çalışsın, bu hem
kendisi hem ülkenin çıkarına olacaktır" karşılığını verdi. -- DaLgacı ÜnaL ÇuLcu Fwd: (anadoluhaber) Kafamı bozma bak!---------- Yönlendirilmiş ileti ---------- Kimden: Mahcup İnsan <kayaka2@gmail.com> Tarih: 14 Mayıs 2009 Perşembe 18:32 Konu: (anadoluhaber) Kafamı bozma bak! Kime: Adam sırtını Kabeye vermiş, ayaklarını uzatmış, tavaf edenlere aldırmadan öylece kestirmektedir. İlk gördüğünde dikkatini çekmiş ama ben tekrar gelene kadar uyanır, toparlanır düşüncesiyle bir şey dememiştir. İkinci defa dengine geldiğinde hala aynı vaziyette olduğunu görüp sinirlenir. Ayağıyla, ayağına dokunarak, -Kalk birader, burada böylece yatılır mı! diye uyarır. Adam tek gözünü kayıtsızca açar, tekrar kapatıp uykusuna devam eder. Üçüncü görüşte yine sereserpe yattığını anlayınca bizimki daha fazla sinirlenerek, -Utanmıyor musun, bunca millete saygısızlık etmeye! Bari biraz toparlan! diyerek azarlar. Adam bu sefer iki gözünü açar ama sanki bir sinek kovuyormuş gibi basit bir hareketle bizimkini savıp uykuya dalar. Heyhat, bizimki aynı noktaya yine geldiğinde adamın vaziyeti değişmemiştir. Artık daha fazla sabredecek hali kalmamıştır. Yerde boylu boyunca uzanana bir tepik atar. Adam can havliyle uyanınca da, -Burası Allah'ın evidir. Bu insanlar da O'na ibadet ediyorlar. Senin yaptığın hem O'na hem de O'nun kullarına saygısızlıktır. Uyuyacaksan başka yere git! diyerek içindekini boşaltır. Uyandırıldığı için kızgın olan adam, ayağa kalkmadan hafifçe doğrulur ve der ki: -Kafamı bozma bak, şimdi bu kadar millete senin Hızır olduğunu haykırırsam görürsün gününü! İşine bak sen! Hızır(as) bütün şaşkınlığıyla koynundan bir liste çıkarır ve uzun uzadıya inceler. Hayret bu listenin içinde adamın adı yoktur. Allah'a yönelir ve der ki: -Allahım, bana verdiğin listede bu adamın adı yok. Halbuki normal biri olmadığı anlaşılıyor, bunun hikmeti nedir? Şu cevabı alır: "Sana verdiğim liste, beni sevenlerin listesidir. Halbuki o adam, benim sevdiklerimdendir ve onun adı sadece bendedir." İktibas eylendi. -- www.kizilay.org.tr www.kimseyokmu.org.tr www.denizfeneri.org.tr www.ihh.org.tr www.cansuyu.org "Bazen bir kuyuya benziyor hayat; kör, pis, zehirli bir kuyuya. Boğuluyorum, ölüme koşacak mecalim kalmıyor, kimseyi görmüyor gözüm. Sevdiklerim yabancılaşıyor. Kitaplar tuğla oluveriyor birden. Dostlarımın sesini tanımıyorum. Varlığım bir tele asılıyor. Bir kâbus bu, bir hastalık. Gözlerimi kaybettikten sonra bu kuyuya sık sık düştüm... İstediğini yapamamak, sakatlığımdan doğan bir aciz" Cemil Meriç --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~ Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir... Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
-- DaLgacı ÜnaL ÇuLcu Fwd: (anadoluhaber) Bir Ayyaşın Akıbeti---------- Yönlendirilmiş ileti ---------- Kimden: Mahcup İnsan <kayaka2@gmail.com> Tarih: 14 Mayıs 2009 Perşembe 18:33 Konu: (anadoluhaber) Bir Ayyaşın Akıbeti Kime: Bir Ayyaşın Akıbeti İçki düşkünü bir adam kafadarlarını toplamış, hizmetçi kölesine de dört dirhem para vererek, mezelik meyveler alması için çarşıya gitmesini emretmişti. Hizmetçi giderken, Vaiz Mansur ibn Ammarın (ö.225/840) bulunduğu yere uğramıştı. Mansur bir fakir için bir şeyler istiyor ve şöyle diyordu:Kim bana dört dirhem verirse, ona dört dua edivereceğim. Hizmetçi çocuk da dua almak için elindeki dört dirhemi ona veriverdi. Mansur sordu: Sana nasıl dua etmemi istersin? Çocuk dedi ki: Efendimin köleliğinden kurtulmak istiyorum. Adam ona dua ettikten sonra: Öbürü nedir? dedi. Sana verdiğim paranın yerine Allahın bana para vermesi. dedi. Onun için de dua etti ve Öbürü neydi? dedi. Allah efendime günahından tevbe nasip etsin. cevabını alınca bunun için de dua etti. Dördüncü arzun nedir? dedi. Hizmetçi: Allah beni, efendimi, seni ve efendimin yanındaki topluluğu affeylesin. dedi. Vaiz Mansur bunun için de dua etti. Sonra hizmetçi dönüp efendisine geldi. O da: Niçin geç kaldın? diye söylendi. Hizmetçi başından geçenleri anlattı. İçkici adam sordu: Önce ne diye dua etti? Hizmetçi dedi ki: Kendim için kölelikten azat olma duasını istemiştim. Adam: Haydi git, bundan sonra sen serbestsin. dedi. İkincisi neydi? deyince: Dört dirhem para yerine Allahın bana para vermesini dilemiştim. cevabını aldı. Adam: Sana dört dirhem yerine dört bin para. Ya üçüncü isteğin neydi? dedi. Hizmetçi de: Allahın şu işlediğin günahtan sana tevbe nasip etmesini diledim. deyince ayyaş adam: Ben bu işten artık Allah Tealâya tevbe ettim. dedi. Dördüncüsü neydi? deyince hizmetçi: Yüce Allahın seni, beni, içki arkadaşlarını ve o vaizi bağışlamasını diledim. dedi. Adam: İşte bu beni aşar. dedi. O gece bu adam bir rüya gördü. Bir ses ona şöyle diyordu: Sen kendine düşeni yaptın. Ben de bana ait olanı yapmam mı zannettin? Ben seni de, hizmetçiyi de, Mansur b. Ammarı da, o meclisteki arkadaşlarını da affettim. Ben merhametlilerin en merhametlisiyim. el-Yafiî, Ravzur-Reyâhîn (Beyrut 2000), s.199; er-Risâletül-Kuşeyriyye, s.136 -- www.kizilay.org.tr www.kimseyokmu.org.tr www.denizfeneri.org.tr www.ihh.org.tr www.cansuyu.org "Bazen bir kuyuya benziyor hayat; kör, pis, zehirli bir kuyuya. Boğuluyorum, ölüme koşacak mecalim kalmıyor, kimseyi görmüyor gözüm. Sevdiklerim yabancılaşıyor. Kitaplar tuğla oluveriyor birden. Dostlarımın sesini tanımıyorum. Varlığım bir tele asılıyor. Bir kâbus bu, bir hastalık. Gözlerimi kaybettikten sonra bu kuyuya sık sık düştüm... İstediğini yapamamak, sakatlığımdan doğan bir aciz" Cemil Meriç --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~ Bu grubun hiç bir siyasi oluşum, parti, vakıf, örgüt, dernek veya benzeri yapılanmalarla alakası yoktur.Aynı zamanda onlara uzaklığı veya yakınlığıda bulunmamaktadır. Müslüman Anadolu İnsanının Tarafında yer alan Gerçek Vatanseverliği ilke edinmiş, Anti Emperyalist HABER BİLGİ PAYLAŞIM STANDIDIR.." Grupta yayınlanan yorum ve yazılardan yazarları sorumludur.Ayrıca harici linklerden de Anadolu Haber Günlüğü Mesul değildir... Grup Yöneticileri Mail Adresleri Aşağıdadır
Bu gruba posta göndermek için, mail atın: anadoluhaber@googlegroups.com
-- DaLgacı ÜnaL ÇuLcu Duman'a 'ayet' öfkesi
-- DaLgacı ÜnaL ÇuLcu ZAMAN YAZARI MUTLULUĞA KAPAK AÇMIŞ! -- DaLgacı ÜnaL ÇuLcu AKTİF HABER'İN NUMAN KURTULMUŞ ALERJİSİ!
-- DaLgacı ÜnaL ÇuLcu ''Hocaefendi dönsün, parti kursun''
-- DaLgacı ÜnaL ÇuLcu Sorunsuz gelecek için sorumlu gençlik![]() Anadolu Gençlik Dergisi bu sayısında Gençlere seslendi...Ve bir kez daha fetih nesli'nin önemini hatırlattı. Sorumluluk almış, ülkemizin geleceğini kendine dert edinmiş ve kendisini ilimle donatmış bir gençliği yetiştirecek millî bir meselemiz var mıdır? Millî-manevî değerlerimizin rengini verememiş, altyapısını tamamlayamadan yaz-boz tahtasına dönmüş olan eğitim anlayışımız, bu milli meseleyi oluşturma yerine, ne yazık ki kendi sorunlarıyla boğuşan bir gençlik türetmiştir. Toplumu uyutan değil uyandıran, oyalayan değil olgunlaştıran, suskunlaştıran değil sorgulayan bir hale getirmek için sorumlu gençlere ihtiyaç var. İbrahim Veli / ivmedya@hotmail.com İstanbul´un Fethi, bütün insanlığa İslam nimetini ulaştırma projesi olduğundan dünya çapında bir hadisedir. Çünkü İslam, sadece Müslümanlara değil bütün dünyaya huzur ve barış getirecek değerleri bünyesinde taşımaktadır. Fetih, kilitli gönüllerin iyiye ve doğruya açılması, tüm insanlığın sevgi ve özgürlük ülkesine taşınmasıdır. Her ferdin inandığı gibi düşünmesini, düşündüğü gibi konuşmasını ve konuştuğu gibi de hayatını düzenleme hak ve özgürlüğünü esas alan fetih, barış ve huzuru bu farkıyla sağlamaktadır. Ve fethin bu farkı, Allah rızası için çekilmiş samimi çile ve çabaların bir sonucudur. İstanbul´un Fethi, Hendek Savaşı´yla başlar. Çünkü fethin gerçekleşmesi, �hayat; iman ve cihattır� esasına bağlıdır. Peygamber gibi inanmak ve sahabe gibi çalışarak, bu iki değer ve dinamizmle, kim sahip olursa, zaferi kazanacak ve üste çıkacak bir modeldir. İstanbul´un fethini müjdeleyen, Sultan Fatih´i ve askerini öven Hadis-i Şerif, bize; hedefe varmak ve zafere ulaşmak için, tam bir iman, azim ve ümit sahibi olmamıza, fetih ve zafer için, mutlaka ehil ve emin bir komutanın ve ordu disiplinin lüzumuna, disiplinine girmeyen kalabalıkların da zafere ulaşamayacağına işaret etmektedir. İşaret aldığın gün atandan; yürüyeceksin, millet yürüyecek arkandan�
SORUMLU GENÇLİK Gençlerini sorumlu bir şekilde yetiştirmek için çaba sarf etmeyen toplumlar geleceklerine sorun virüsü taşırlar. Evladının sadece dünyalık değerlere ulaşması için çaba gösterip özel okul, özel dershane arayışına girerek iyi bir okul kazanması için gösterdiği gayreti, iyi bir ahlak ve terbiye alması noktasında �mesele� etmeyen aileler, gençlerin milletimizin değer yargılarına sırt çevirmesine ve insan fıtratıyla çelişerek yabancı ve başkası olmasına zemin hazırlamaktadır. Gençler, parayı, sevgi ve özgürlüğün önüne koymuş vaziyete geliyorsa, davasının ve gayesinin ne olduğundan habersiz biçare olduklarına işarettir. İnançlarından taviz vererek acizleşmiş, maddeyi ön plana almış ve yalnızca dünyası için yaşamakta olan gençler, sorunun bir parçası olur. Sorunsuz gelecek için sorumlu gençlere yol açılmalıdır. FETİH ŞUURU FEDAKÂRLIKLA KAZANILIR FETİH EĞİTİMİ Gence bu eğitim anlayışı verilirken sahip olması gereken İslâmın pak, makul, sağlam, doğru, mantıklı, ilmî ve ulvî itikadını iyice öğretmek, yalnız kendini, nefsini, keyfini, zevkini düşünmekten kaçınarak; ana-babasını, akrabasını, mazlumları da düşünerek, hattâ hiç hatırından çıkarmadan, mensup olduğun ümmete karşı vazifelerini hatırlatmak ve bunu îfa edebilmesine destek olmak gerekir. Şüphesiz bu saydıklarımız her Fatih adayı için bir Akşemseddin´in olması gerekliliğini ispattan başka bir şey değildir. Her gün hatalarını, başarılarını, çalışmalarını, amaçlarının sonuçlarını gözden geçirecek ve kendisini kontrol edip muhasebe edecek; menfi huylarını bırakmağa, yeni ve güzel hasletler (huylar) ve daha yüksek vasıflar edinmeğe uğraşacak Akşemseddin arayışımız var mı? Gençliğe hizmet etmek isteyenler bu gerçekten kaçamazlar. Gençlerin lideri olmak isteyenlerin kulaklarına küpe yapacağı bir Hadis-i Şerif´i aktarmakta fayda var: Bir gün mescitte sahabelerin susadığını gören Peygamber (sas) eve gidip su getirip dağıtmaya başlar. O sırada mescide giren yabancı biri sorar; Bu topluluğun lideri kimdir, cevap: �Bu topluluğun lideri, ona hizmet edendir. DEVİR FETİH DEVRİ 1- Dünya hayatı, çok önemli bir imtihandır. Ahiret ise, dünya hayatının hesabı ve imtihandaki artı ve eksi puanların karşılığıdır. Nefeslerimiz sayılıdır, bunlar Allah yolunda harcanmalıdır. Çünkü ölüm bize, çok yakındır. 2- İslâm Dini, Allah yapısıdır. Bunun için mükemmeldir ve tastamamdır. Haşa, zerre kadar noksanı, fazlası ve hatası bulunmamaktadır. 3- İslâm Dini, bir bütündür. Ona bir şey katılamaz ve ondan bir şey çıkarılamaz. Baştan sona Hak´tır, hayırdır ve hepsi, herkes için ve her yerde lazımdır. Çünkü İslâm, dünya ve ahiret saadetinin tek ilacıdır. Neyi elde etmek istediğimiz ve neleri gaye edindiğimiz önemlidir. Bunu başarmanın ise üç ayrı safhada üç ayrı üç adımı vardır: 1- Önce emredilen ve yapılması gereken bir konuda, takatımızın sonuna kadar ceht, gayret ve her türlü esbaba tevessül, 2- Olayın meydana gelişi sırasında, korku ve telâşa kapılmadan Allaha teslimiyet ve tevekkül, "Ey Müslümanlar hurmaların altını havalandıracağız, yapraklarını temizleyeceğiz diye dünyalık işlere dalıp, hakkı, adaleti hâkim kılmak ve bütün herkesin saadeti için çalışmaktan kendinizi tehlikeye atmayın." şuuruyla her yıl kendimizi ve biatimizi tekrar yenilemeliyiz. Sadece olanları gören değil, olacakları da hesap edebilen... Yalnız bugünleri kurtarabilen değil, yarınları da kurgulayabilen... Geçmişi değiştiremeyeceğini, ama geleceği şekillendirebileceğini düşünen... Yapılan haksızlık ve yanlışlıkların perde arkasını ve çözüm yollarını topluma gösterebilen... Doğuştan taşıdığı üstün yetenekleri, ciddi ve disiplinli bir eğitim, deneyim ve birikim süreciyle geliştirilebilen liderlere ihtiyaç duyulan durumlar, tarihi değişim ve dönüşüm noktalarıdır. Tarihin bundan sonra nasıl şekil alabileceği gençlerin vereceği karara bağlı olarak şekillenecektir. Eğer gençler, medeniyet iddialarına yeniden sahip çıkarsa, dünyanın modern tarihinde ilk kez, adaletin, hakkaniyetin ve barışın hâkim olduğu yere doğru gitmesi mümkün olabilecektir. Bunu başarabilen gençler, İstanbul fethedildiği gibi, bir gün Kudüs´ü de yeniden fethedeceklerdir. Etiketler: anadolu gençlik dergisi, FETİH NESLİ -- DaLgacı ÜnaL ÇuLcu FETULLAH GÜLEN'E SORDU:BİZİ NİYE KANDIRDINIZ?![]() Bir süre önce Zaman gazetesinden ayrılıp Gazete Haberturk'e transfer olan Nihal B. Karaca, 'Gülen Cemaati'nin sözcüsü' konumundaki Hüseyin Gülerce'nin Star gazetesinden Fadime Özkan'a verdiği röportaja cevap verdi. "Sistem içi bülten" dediği Zaman gazetesinden ayrılan Karaca, artık 'cemaatle' organik bir bağı kalmadığından olsa gerek, Fethullah Gülen'in 'Başörtüsü füruattır' şeklindeki fetvasına gecikmeli de olsa bu röportaj üzerinden cevap verdi. "Ben 'şimdilik kendini kurtarmış' gibi olabilirim, bir kaç türbanlı 'bakan karısı' olarak yırtmış olabilir. Peki o zaman bu kadar türbanlı geç kız sormaz mı? Madem hiç de şart değildi bu başörtüsü, o zaman bizi niye yediniz, niye kandırdınız? Bıraksaydınız o zaman, hepimiz Nazlı Ilıcak gibi olsaydık, derdiniz neydi?" İşte Nihal B. Karaca'nın hem cemaati, hem de Zaman gazetesini Hedef alan sözleri... GAZETECİLER ve Yazarlar Vakfı Başkanı Hüseyin Gülerce, Star gazetesinden Fadime Özkan'a Gülen hareketi ile ilgili bir beyanat vermiş. Oldukça tatmin edici bir beyanat. Gülerce, ABD'de ikamet eden Gülen Hoca'nın nasıl yaşadığı, ne zaman döneceği, Ergenekon davası, Türkiye'deki demokratikleşme zemini ve Gülen'in bu zemine kattığı artılar, Gülen'in eğitim hayatına ve Türkçe'yi bir dünya dili yapma çabasına ilişkin hasbi çabaları konusunda bir hayli bilgi veriyor. Gülen'e duyduğu sevgiyi gayet samimi ifadelerle anlattığı bölüm, özellikle çarpıcı. Gülen'i yakından tanımayanlara ve sempati duymayanlara, "Ne buluyorlar bu adamda hiç anlamıyorum" diyenlere, "Hayatta her şeyi anlamak zorunda değilsiniz" gibi bir cevap oluyor o sevgi. SİSTEM İÇİ BÜLTEN Aynı zamanda bir tabuyu yıkıyor. Gülen'i sevmenin neredeyse suç olduğu, Gülen'e sempati beslemenin ayıplanır bir şey haline geldiği bir ülkede, çok az kimse sevgisini bu kadar samimi ve bu kadar gerçekçi bir tonlama ile aktarmayı başarabilmiştir. Sistem içi bültenden değil, geniş bir kitlenin okuduğu Star gazetesinden bahsediyoruz çünkü. "Herkes görecek, hiiii" endişesi taşımadan, eteğinde taş saklamadan konuştuğu için takdir ediyoruz. "BU KENDİMİ TUTMUŞ HALİMDİR" Ama bu takdirin bir sınırı var. O sınır, başörtülü kadınların "kendilerini aldatılmış hissettiği" yerde başlıyor. Bu satırları okuduğunda, okursa tabii, hiç alınmasın, bilsin ki, bu kendimi tutmuş halimdir. Kendimi "aman ters bir cevap alırım" endişesiyle de tutuyor değilim. Zira bilirim ki Zaman gazetesi geleneğinde lâf dalaşına girme, polemiğe heves etme türü şeyler hoş karşılanmaz. Edeptendir. Bir kadınla polemiğe girmek ise hiç ama hiç hoş karşılanmaz! Hem edeptendir, hem kibirden... HÜSEYİN GÜLERCE ÇYDD YETKİLİSİ GİBİ... Gülerce, Fadime Özkan'ın F. Gülen'in 28 Şubat döneminde başörtüsüyle ilgili yaptığı "füruattır" açıklaması üzerine sorduğu soruya şöyle bir cevap veriyor: "Füruat demek, öncelikli değil demektir. İslam'ın şartı 5, imanın şartı 6. Burada başörtüsü var mı, yok... Sayın Gülen, bu minval üzere konuşunca toplumdaki tansiyon düşüverdi. Hiç unutmuyorum, Nazlı Ilıcak, gazetesinde 'Sayın Gülen'i tanımıyorum, bu sözü ilk defa duydum ve ilk defa kendimi İslam dairesinde hissettim' diye yazdı"... Şimdi ben günlerdir, bir din, hem de halis bir dindar tarafından, nasıl bu kadar "indirgenebilir" hale getirilir, ve Gülen'in 28 Şubat döneminde belki birtakım toplumsal endişelerle yaptığı bir açıklama, nasıl bu kadar hoptirilaylaylom bir tefsire maruz kalır, onu düşünüyorum ve anlamakta zorlanıyorum. Sormazlar mı, "Sayın Gülerce, 'emri bil ma'ruf nehyi anil münker' yahut 'dini tebliğ' iyiliği yayma, kötülükten caydırma da İslam'ın 5 şartı arasında değil, ama Kur'anda çok anlam yüklenilen bir meseledir, nasıl yani?" diye.Sormazlar mı, "Allah'a şirk koşmak, yani dünyevi mevzuları, dünyevi arzu ve tamah nesnelerini, dünyevi otoriteleri Allah'ın ilahlığı ile yarışacak denli önemli saymak imanı yer bitirir, ama elimize tutuşturulan bu 'imanın 6 şartı' adlı reçetede 'şirk'ten bahsedilmez bile" diye. Sayın Gülerce'ye sormazlar mı, "Dünyanın dört bir yanında okul açmak da İslam'ın, ya da imanın şartlarından biri değil, o zaman niye yapıyoruz ki bunları?" diye. ÜMMETE KAKALANAN EMEVİ-ABBASİ YAKLAŞIMI Gülerce'nin Emevi-Abbasi döneminde uydurulan ve ümmete kakalanan, Kur'anın mesajını hükümden düşürüp İslam'ın yaşanışını birkaç kalem ibadetle ve birkaç temel esasla sınırlama amacı güden bu yaklaşımı benimsemesi çok tuhaf. Çünkü bu argüman, Türkiye'de, Gülerce'nin röportaj boyunca şikayet ettiği kesimin, dinden ve dindarlardan nefret eden ve dini yaşantının kısıtlanmasını talep eden kimselerin kullandığı argümanın aynı. Onlar da "İslam'ın şartı 5, bunların arasında başörtüsü yok" diyorlar. İleri gidip, Kur'anda başı da örtmeyi gerektiren bir tesettür emrinin olmadığını da söylüyorlar, ilahiyatçı olmadığım için emin olduğum bir şey var: Nur suresi 30-31 ve Ahzab suresi 59. ayetler "Baştan aşağı örtünme" konusunda yeterince açık. "Efendim, ben başımı boynumun altından başlatıyorum, demokrasi var" gibi çocuksuluklar teskin edicidir, insanı rahatlatır, ama gerçek değildir. İnanın buna, çünkü dini modernizme uyduracağız diye tepinip duran ilahiyatçılardan değilim. Acı gerçekleri görebilen herhangi biriyim. Kur'an emrediyor, inkar etmemek şartıyla bu emri yerine getirmeyebilirsin emri yerine getirmemen, yahut gerektiği şekilde yerine getirememen, bu satırların yazarı gibi nefesinin kıytırıktan tesettüre yetiyor olması ya da türlü türlü bahanen olabilir, "Allah affetsin" dersin ve kendinden umudu kesmeden devam edersin. Doğru, Allah'ın rahmeti sonsuz, dilerse hayatı boyunca her melaneti işleyen, ama tek bir kere içtenlikle/samimiyetle "Allah" diyeni affedebilir. Ama bu durum ayrı şey bu durumdan yola çıkarak, "hem zaten İslam'ın şartları arasında da yok" şeklindeki hava boşluğunu "rasyonalize etmek", bu tutumu "akılcılaştırmak" başka şey. BEN 'YIRTMIŞ' GİBİ GÖRÜNSEM DE BAZI TÜRBANLILAR BaKAN KARISI OLSA DA BU TÜRBANLI GENÇ KIZLARIN GÜNAHI NEYDİ? Kaldı ki bu ülkede inandığı gibi yaşamak, örtünebilmek isteyenlere engel olanlar herhalde "Allah'ın rahmeti" gerekçesiyle yapmadılar bunu. Yüzbinlerce genç kızın hayatı mahvoldu, olmaya da devam ediyor. Bir Nihal Bengisu Karaca'nın şimdilik "yırtmış" gibi görünmesi, birkaç babadan kalma sermayenin, işyerinin başında durup hasbelkader "iş kadını" görüntüsü veren başörtülünün "kaliteli" bir yaşam sürüyor olması, bir miktar başörtülünün "bakan karısı" filan olmuş olması, yüzbinlerce kadının içe dönük, kocaya bağımlı, eğitimsiz ve ekonomik özgürlükten "muaf" bir hayata mahkum kaldığı gerçeğini hükümden düşürecek değil. Haa tabii, sonuçta bu "kadının meselesi", öyle değil mi? Herşey bir yana, bu kızlar çıkıp demezler mi, "Madem hiç de şart değildi bu başörtüsü, o zaman bizi niye yediniz, niye kandırdınız? Bıraksaydınız o zaman, hepimiz Nazlı Ilıcak gibi olsaydık, derdiniz neydi?" diye... Tamam. Sustum. Etiketler: haber türk, NİHAL B. KARACA, türban, zaman GAZETESİ posted by HABERCİ at 5/08/2009-- DaLgacı ÜnaL ÇuLcu Kardeşlik buysa düşmanlık ne?Türkiye’nin
Ermenistan’la ilişkilerini normalleştirme girişimi, Azerbaycan’ın
orantısız tepkisine yol açtı ve demokrasiye hazımsızlığı ölçüsünde
diplomasi tekniğinden yoksun olduğu anlaşılan İlham Aliyev’in elindeki
koz şarjörü erken boşaldı: Doğalgaza şıpınişi zam, Şehitlik Camii’nde
ibadete son. ![]() Şimdilik, şöyle bir gözlem yapabiliriz: 2009 Şubat ayından öteye Türkiye’yi “Ermenistan’la normalleşmek uğruna işgal altındaki Karabağ’ı gözardı etmek”le suçlayan İlham Aliyev, bu ithamını ve zaten diğer ithamlarını Türkiye’deki muhataplarının yüzüne, doğrudan yapmadı. Hep medya aracılığıyla iletti, kuşkularını, kızgınlıklarını. Ortaya attığı iddiaların hiçbirini Türkiye ile görüşmeyen Aliyev, 5 Nisan’da Bakü’de topladığı Azerbaycan Milli Güvenlik Kurulu’nda önemli stratejik değişimlere gideceğini açıklamış, 16-17 Nisan tarihlerinde Moskova’da imzaladığı anlaşmalarlada “yeni tercihini” açık biçimde Rusya ile işbirliği ve stratejik ittifaktan yana koymuştur. İkinci Aliyev (Birinci Aliyev Haydar olup, babasıdır...) Avrupa’nın Rusya’ya enerji bağımlılığını önemli ölçüde azaltacak olan Nabucco projesine gaz vermeyeceğini de ne hikmet ne tesadüf, Bakü’den değil, Moskova’dayken açıklamıştır! Olayın Türkiye açısından garabeti de zaten böyle başladı: Geçen perşembe günü Cumhurbaşkanı Gül, Azerbaycan Devlet Başkanı Aliyev’e telefon ederek kendisiyle Nabucco projesinin Sofya toplantısında bir araya gelmek istediğini belirtti. Haber medyaya ulaşır ulaşmaz, TBMM’deki 23 Nisan resepsiyonunda gazetecilerle sohbet eden Başbakan Erdoğan, dereyi görmeden paçaları sıvayarak, gerçekleşeceğinden emin olduğu Gül-Aliyev görüşmesinin akışına göre Bakü’ye gidebileceğini açıkladı. Oysa Aliyev, Sofya’daki toplantıya gelmedi bile... Türkiye’nin Azerbaycan’ı kollamak için İlham Aliyev’i hoş tutma çabalarına karşın, ilgilinin Türkiye’ye yönelik başı sonu belirsiz, zaten Ermenistan’a karşı da işgal altındaki toprakları kurtarmak için bile olsa ortası boş bir politika izlediği, daha doğrusu iler tutar bir politikası olmadığı, salt bu manzaradan bile bellidir. *** Azerbaycan Devlet Başkanı, Türkiye’ye sırtını dönmeye çoktan ve Moskova’da, Moskova’yla birlikte karar verdi. Türkiye, Aliyev’i hoş tutarak yumuşatmayı umarsa, yanılır. Yakın zamana kadar Ermenistan’ı “Rusya’nın forpostu” diye niteleyen Aliyev’in Rusya ile yakınlaşması şaşırtıcı olmadığı kadar, böyle bir yakınlaşmadan sonra Türkiye ile sıcak ilişkiler sürdüreceğini düşünmek de saflıktır. Geçen ay, tam olarak 10 Mart’ta Tahran’da Hamaney ve Ahmedinecad’la görüşen Azerbaycan Devlet Başkanı, Ermenistan’a gözü gibi bakıp besleyen İran’ı en yakın dostu ve müttefiki ilan edebildi... Dolayısıyla, Ermenistan’la ilişkilerini normalleştirmeye girişen Türkiye’ye karşı aldığı tavır, elbette işgal altındaki Karabağ’a yönelik bir hassasiyetle açıklanamaz. Ama Rusya’ya atılan İkinci Aliyev çıpasıyla açıklanabilir. Bu nedenledir ki Türkiye’yi yönetenler, Aliyev’in peşinden koşmak yerine durup o nereye koşuyor bir bakmalı ve her şeyden önce başında bulundukları ülkenin itibarını, çıkarını, geleceğini, sonra da Aliyev’in hasbelkader başkan olduğu çileli Azerbaycan halkını düşünmelidirler. Azerbaycan Türkleri bizim can kardeşlerimizdir, despotizmden ve despotlardan çekmedikleri kalmamıştır, onları Türkiye’den uzaklaştırıp “eski yörüngelerine” oturtmaya kalkan zihniyetle hiç de aynı fikirde değildirler! İyi biliyorum, siz de emin olabilirsiniz. Mine Gökçe Kırıkkanat- Vatan -- DaLgacı ÜnaL ÇuLcu Bakanlar Kuruluna Milli Görüş takviyesi
-- DaLgacı ÜnaL ÇuLcu Kocaeli Fotoğraflarıİzmit Saat
Kulesi ![]() İstasyon ![]() Tren ![]() Yahyakaptan yürüyüş yolunda laleler Yahyakaptan yürüyüş yolu Maşukiye'den Doğa ve Kiraz ![]() Maşukiye'den kiraz ![]() Sapanca Gölüne Bakış İhsaniye'den Manzara Dilovası'ndaki Diliskelesi tren istasyonu Fevziye Camii ![]() Yuvacık Yuvacık Ayıtepe'den Görünüm Kent Ormanı ![]() Kartepe Yolu ![]() Kartepe, Telesiyej Kartepe ![]() Kartepe Kartepe Kartepe Kartepe'den İzmit'e Bakış ![]() Kartepe ![]() İzmit Körfezi Sekapark ![]() Saray yokuşu Fevziye Camii Fevziye Camii Adnan Menderes Köprüsü ![]() Sekapark ![]() Sekapark Harikalar Sahili ![]() Sekapark Sekapark ![]() Fethiye Caddesindeki havuz Harikalar Sahili ![]() Eskihisar ![]() 17 Ağustos 1999 Sekapark ![]() Eski Tren Garı ve Vagon Cafe ![]() Balıkçı ![]() Sekapark ![]() Eski Tren Garı ![]() Ulaşlı Saklıgöl ![]() Ulaşlı Saklıgöl ![]() Yuvacık Kartepe İzmit Evleri ![]() Akmeşe ![]() Temizlik zamanı ![]() Laleler Arı ve Laleler Lale ![]() Ayçiçeği ![]() Kumru Tahtalı Göleti ![]() Gayret Müze Gemisi - İzmit ![]() Değirmendere ![]() Balıkçı Barınağında bir tekne ![]() Balıkçı Barınağı ![]() Karamürsel sahili Kerpe Kartalkayalar ![]() Yuvacık İskele İzmit Saat Kulesi ![]() Fevziye
Camii
Fevziye Camii Kartepe ![]() Kartepe Sekapark ![]() Yayla Evleri ![]() Sekapark ![]() Marina ![]() Sahildeki bank ![]() Sekapark ![]() Sekapark ![]() Körfezde Gün Batımı ![]() Kuzu Yayla ![]() İzmit Körfezi Sekapark ![]() İzmit Marina ![]() İzmit Marina ![]() İzmit Marina İzmit Körfez İzmit ![]() Meyve Bahçesi ![]() Yeniköy Değirmendere Sahili ![]() Sapanca Gölü Fotoğrafçı ![]() Ortancalar ![]() Yuvacık ![]() Kent Ormanı ![]() Eski Tren Garı ![]() Ereğli'den eski ama renkli evler ![]() Ereğli ![]() İzmit Marina Marinada Gün Batımı ![]() Marinada Gün Batımı ![]() Orhan Mahallesi'nden Gün Batımı İzmit'te Kış İzmit İzmit Değirmendere ![]() Değirmendere ![]() Değirmendere ![]() Değirmendere ![]() İzmit ![]() İzmit ![]() İzmit İzmit Değirmendere yakasından gece manzarası ![]() Değirmendere'de belediyeye giden yol ![]() Değirmendere Belediyesi'nin kullandığı tarihi yapı ![]() Fethiye Caddesi'ndeki havuz Orhan Camii ![]() İzmit İzmit Marina Derince İzmit Marina Harikalar Sahili ![]() Kocaeli Gece Manzarası ![]() Kocaeli Gece Manzarası Orhan Camii "NE ISTERSEN ONU YAP! AMA ALLAH'IN
HER ZAMAN SENIN YANINDA HAZIR VE NAZIR OLDUGUNU HIÇ UNUTMA!"
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~ Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız: Google Grupları "Zahidan" grubu. Bu gruba posta göndermek için , mail atın : zahidan@googlegroups.com Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: zahidan+unsubscribe@googlegroups.com Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/zahidan?hl=tr adresinde bu grubu ziyaret edin -~----------~----~----~----~------~----~------~--~--- -- DaLgacı ÜnaL ÇuLcu Erbakan, İran'daki temasları çerçevesinde bugün Cumhurbaşkanı Ahmedinejad ile Cumhurbaşkanlığı sarayında bir araya geldi.Erbakan, İran'daki temasları çerçevesinde bugün Cumhurbaşkanı Ahmedinejad ile Cumhurbaşkanlığı sarayında bir araya geldi. Basın mensuplarının görüntü almasının ardından Erbakan-Ahmedinejad görüşmesinin basına kapalı devam ettiği belirtildi. Kum kentinde de
temaslarda bulunan Erbakan, Uzmanlar Meclisi ve Düzenin Yararını Teşhis
Konseyi Başkanı Ayetullah Ali Ekber Haşimi Rafsancani, eski
Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, Dışişleri Bakanı Menuçehr Mutteki,
Meclis Başkanı Ali Laricani, Yargı Erki Başkanı Ayetullah Mahmud Haşimi
Şahrudi ile de ayrı ayrı bir araya gelmişti. Erbakan'ın ayrıca bazı üniversite ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldiği bildirildi. Görüşmelerde Türkiye-İran ilişkileri, bölgesel ve uluslararası gelişmeler konusunda görüş alışverişinde bulunulduğu kaydedildi. Siyasi yasağının kalkmasının ardından İran İslam Cumhuriyeti'ne bir ziyarette bulunan Milli Görüş Lİderi ve Eski Başbakan Necmeddin Erbakan, İran Meclis Başkanı ile görüşme sırasında İran İslam Cumhuriyeti ve İslam Devrimi'ni takdirle anarak, dünya müslümanları arasında vahdetin sağlanmasının önemine vurgu yaptı.
Fars haber ajansının haberine göre,
Perşembe günü İslami Şura Meclisi Başkanı Ali Laricani ile görüşmesi
sırasında, İslam İnkılabı'nın çağımızın en önemli bir olayı ve gerçeği
olduğuna dikkat çekip, İslam Cumhuriyeti'nin dünya müslümanları
arasında vahdet ve dayanışmanın sağlanmasında çok önemli bir rol
üslendiğini söyledi.
Görüşme sırasında uluslararası ve bölgesel gelişmelere dikkat çeken Necmeddin Erbakan "Bugün İslam ülkelerinin ihtiyaç duyduğu en önemli şey İslam dünyasında yakınlaşma ve beraberliği güçlendirmektir. İran ile Türkiye arasındaki işbirliği bu noktada dikate değer bir rol üslenebilir" dedi. İran ile Türkiye arasındaki uzun geçmişe
dayanan dostça ve kardeşçe ilişkilere dikkat çeken Erbakan, imi ülke
arasındaki kaydedeğer münasebetlerin daha da bereketli kılınması ve
derinleştirilmesi gerektiğini vurguladı. İslami Şura Meclisi Başkanı Ali Laricani
Prof. Dr. Necmeddin Erbakan'ın konuşmalarına teşekkürlerini sunarak,
Erbakan'ın Ankara ile Tahran arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi ve
canlandırılması için sergilediği çabalardan dolayı takdirlerini
bildirdi.Ajans5- M Fwd: [namaz en büyük zamandır] RE: Günlük Hadis (Kişinin ailesine verdiği herşey sadakadır ...)---------- Yönlendirilmiş ileti ---------- Kimden: Ebrar DİDE <ebrar_dide@hotmail.com> Tarih: 18 Nisan 2009 Cumartesi 20:21 Konu: [namaz en büyük zamandır] RE: Günlük Hadis (Kişinin ailesine verdiği herşey sadakadır ...) Kime: Ebrar <ebrar_dide@hotmail.com>
* www.resulullah.org sitesinden gelen ileti. Alemlerin efendisi Hz.Muhammed (sav) efendimize salâtu selam ile... Rabbime emanet olunuz Selam ve Dua ile.. Ebrar Diğer Windows Live™ özelliklerine göz atın. Sadece e-posta iletilerinden daha fazlası --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~ Allahümme inneke afüvvün tuhibbul affe fağfuanna. (.......YA RAB sen affedicisin, affetmeyi seversin, ne olur bizleri de affet.......) ''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''' Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız: Google Grupları "namaz
-- DaLgacı ÜnaL ÇuLcu yeni bir cemaat ve azizesi
-- DaLgacı ÜnaL ÇuLcu Fwd: [namaz en büyük zamandır] Alemlerin Efendisine salâtu selam (asm) ile ... Hayırlı Cumalar :)---------- Yönlendirilmiş ileti ---------- Kimden: Ebrar DİDE <ebrar_dide@hotmail.com> Tarih: 17 Nisan 2009 Cuma 12:13 Konu: [namaz en büyük zamandır] Alemlerin Efendisine salâtu selam (asm) ile ... Hayırlı Cumalar :) Kime: Ebrar <ebrar_dide@hotmail.com> El Ahzab Sûresi 56. ayet-i kerimede Allah-ü Teâlâ buyurmaktadır ki; "Gerçekten Allah ve melekleri Peygambere salât ederler, O' nu överler. Ey iman edenler! Siz de O'nu övün ve O'na salât ve selam edin, O' na gönülden teslim olun."
Esselatu vesselamu aleyke Ya Resulullah
* [Sözün Özü] : İnsanlık, duânın ne demek olduğunu, duâ etmenin âdâbını ve duânın, insana maddî-manevî kazandırdıklarını görmek istiyorsa, Resûlullah'ın hayatına baksın! O, duâlarını hayatının içine paylaştırmış ve hep bu nurdan kristaller üzerinde yürümüştür. Duâ, O'nun dudaklarından eksik olmayan virdi, gönlünde tütüp duran âh u efganıydı. O, bir an dahi duâsız olmamış, dudaklarını ıslatan bu kevser dolu kadeh, hiçbir zaman elinden düşmemişti.
Alemlerin efendisi Hz.Muhammed (sav) efendimize salâtu selam ile... Rabbime emanet olunuz Selam ve Dua ile.. Ebrar Diğer Windows Live™ özelliklerine göz atın. Sadece e-posta iletilerinden daha fazlası --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~ Allahümme inneke afüvvün tuhibbul affe fağfuanna. (.......YA RAB sen affedicisin, affetmeyi seversin, ne olur bizleri de affet.......) ''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''' Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız: Google Grupları "namaz
-- DaLgacı ÜnaL ÇuLcu
|
No folders have been shared yet.
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
June 10
mehmet içliwrote:
Nov. 6
ÇAĞRIwrote:
Oct. 9
ihsan karasuwrote:
Kardeş süper bir Spaces yapmışsın bravo yani muhteşemsin yani bende böyle bir şey yapmak isterim bana yardımcı olursan tabiki.
Aug. 27
esrefwrote:
s.a kardeşim spacen çok güzel olmuş bu ülkede senin gibi benim gibi milli görüşçüler oldugu sürece bu vatan elden gitmez konuşmak sohbet etmek istersen ekle o.bir.hayin@hotmail.com
July 1
CANSUYUwrote:
yeni bir dünya için...
Apr. 17
...ѕιмα..wrote:
![]() Gülmeler,ağlamada gizlidir
(...) kaza ve kaderden gelen her silleye her cefaya razı olmamız gerekir. Gönül bağdır,göz buluta benzer.Bulut ağladı mı bağ güler,neşelenir,hoş bir hale gelir. Kıtlık yılında gülüp duran güneşin yüzünden bağlar,bahçeler ölüm haline gelir,can çekişirler. Allah'ın "çok ağlayın!" emrini okumuşsunuzdur.Peki ne diye pişmiş kelle gibi sırıtıp kaldın ya! Mum gibi daima gözyaşı dökersen, onun gibi evi aydınlatmış olursun Ey sersem sersem gülüp duran! Gülmenin zevkini gördün, bir de şeker madeni (gibi olan) ağlamanın zevkini seyret! Seni cehennem ağlatırsa onu anmak,sana cennetten hoştur. Gülmeler,ağlamalarda gizlidir.Ey temiz ve saf kişi!Defineyi yıkık yerlerde ara. Zevk gamlardadır.Onların izini kaybetmişler,Ab- hayatı karanlıklara çekip götürmüşlerdir. İbret gözünü dört aç.Sevgilinin iki gözünü de kendi gözlerine dost et. Kur'an'dan "Onlar,işleri danışarak yaparlar" ayetini oku.Sevgiliyle dost ol;nazlanarak of deme. Dost,yolda arkadır,sığınaktır.İyice bakarsan görürsün ki yol,sevgiliden ibarettir. Dostlara,sevdiklerine ulaştın mı sus,otur.O halkaya kendini yüzük taşı yapmaya kalkışma. Varını yoğunu sükut diyarına çek.Nişan arıyorsan kendini nişane yapmaya kalkışma. Peygamber "bil ki karanlıkta yıldızlar nasıl yol gösterirse, dostlar da elemler, sıkıntılar denizinde öyle yol gösterirler." buyurdu. Gözünü yıldızlara dik, yol ara! Söz bakışı bulandırır;sus,söyleme! Mevlana Celalettin Rumi Bütün eserleri (seçmeler) kitabı'ndan alıntıdır. Selam ve dua ile...
Feb. 14
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|